9 Ağustos 2011 Salı

Rhapsody In August


Akira Kurosawa'nın filminin müziklerinden.Final bittiğinde ekrana eblek eblek bakmayı sağlayacak türden...Film atom bombasının atılmasından 40 yıldan fazla zaman geçmişken kocası saldırıda ölmüş yaşlı bir kadın ve dört torununun hikayesini naif bir dille anlatıyor.Bir yandan da Amerikan hayranlığı nedeniyle geçmişi unutmaya başlayan veya unutmayı tercih eden Japon toplumuna dair bir özeleştiri var.Halbuki başka türlü anlatırlardı Japonları bize ... Bir hikaye vardır ya :
       Japon eğitim uzmanları eğitim sistemimizi incelemek üzere Türkiye’ye geldiklerinde,Hiroşima felaketi ile ilgili Başbakan Turgut Özal ile Japon diplomatlar arasında ilginç bir diyalog geçer. Birçok bürokratın da hazır bulunduğu bir ortamda raporlar sunulur ve Japonlar sonucu şöyle açıklar : “Sizin eğitim sisteminizde milli ruh yok!”

Bunun üzerine Turgut Özal şaşırır ve “Nasıl yani?” diye sorar. Japonlar ise şöyle devam eder: “Biz Japonya'da okula başlayacak çocuklarımıza milli ruh şoklaması yaparız. Onları önce toplu halde hızlı trenlere bindirir; dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi gezdirir; ülkemizin gücünü gösteririz. Sonra da bu yavrularımızı alır; Hiroşima ve Nagasaki'ye götürür; orada atom bombası atılan ve yıllardır ot dahi bitmeyen alanları gösterir ve deriz ki: Eğer siz bilinçlenmez ve az önce gördüğünüz teknolojiye sahip olmak için çalışmazsanız sonunuz böyle olur.”
Bu sırada Türk bürokratlardan biri atılır: “Ama bizim Hiroşima'mız yok ki!”
Japon uzmanın cevabı ise tokat gibidir: “Sizin Çanakkale'niz on Hiroşima eder!”
    Bizim neslimizi bu hikayeyle büyütmüşlerdi ya...İşte bu çabaların pek de tutmadığını gösteriyor film.Oysa filmin çekildiği 1991 yılında kültürel değerlerin değişim hızı muhtemelen daha yavaştı bugünle kıyaslanacak olursa.
  

7 Ağustos 2011 Pazar

TÜM ZAMANLARIN EN İYİSİ

     İngiliz The Guardian Gazetesi tüm zamanların en iyi 50 drama dizisini sıralamış.Listenin bir numarasında  da 21 Emmy , 5 Altın Küre dahil olmak üzere yayınlandığı süre boyunca tüm ödülleri süpüren,bu sıfatı sonuna kadar hak eden  unutulmaz dizi  The Sopranos var.Darısı Breaking Bad'in başına diyorum :))